Şamanik bir sözdür. Şaman kültünde ateş kutsanmıştır. Bu
sözün gizli öznesi ateştir. çünkü ateş olmadan başkalaşım-metamorfoz olamaz. Ateş
yakar, can acıtır. Ateş yok edicidir. Erenler diyor ya "ateş-i aşkına
yaktın özümü". Öz yanar, yandıkça başka bir hale girer. Ateş yerçekiminin
aksi doğrultuda eylem gösteren tek "şey" dir. Dikey yükseliş
gösterir. Ateş dışında her şey yine yere, toprağa geri çekilir. Ama ateş hep
yükselir. Özü yakan ateş de özü yükseltir. Ama bu yükselişin bir bedeli vardır.
Talip ateşle pişer, ateş öze ulaşana kadar posa-dış yüzey, fazlalıklar yanar,
yok olur. Kül oluncaya kadar yanar. Yanar ki zümrüdü anka/ phoenix gibi
küllerinden yeniden doğsun, kozasından çıkan kelebek gibi olsun.
Promete tanrıların katından ateşi niye getirdi sanıyorsun?
et pişirmek için mi? yak kendini artık...
Bir kere bileceksiniz… Bildikten sonra, bir idrak size
verilecek. İdrak, beraberinde niyeti getirir. Niyetle hareketlerinizi
değiştireceksiniz ve bir ayırım içerisinde olacaksınız. Amelle ibadeti
birbirinden ayıran şey niyettir. Fakat niyet, idraksiz olmaz. İdrak etmek için
evvela bilmek lazımdır. Ama idrak edip niyet ettiniz, niyet ettikten sonra
yaptınız, yaptıktan sonra, amel ettikten sonra sizde bir ‘bulma hali’ zuhur
eder. Çünkü din, yaşanınca anlaşılır. Anlaşılınca yaşanmaz…
“Sanki milyonlarca domino taşının kusursuzca dizildiği devasa bir oyundu hayat. Doğumla ilk hareketin verildiği ve bu yolla her bir taşın bir diğerini tetiklediği, dolayısıyla etkilediği. Ardısıra, peşpeşe taşların devrildiği bir oyundu hayat. Ne devirene sırt çevirmeliydi, ne de devrilene üzülmeliydi. Deviren hiçbir taş devirdiğine kast etmedi ki. Sadece hepsi vazifeli neferlerdi. Kusursuz yolculukta nizamın bozulmaması için vazifelerini yerine getirdikleri.”
