1.02.2013

Şizofreni


Bugün hiç utanmadım ve masaya kendimi oturtmaya karar verdim.

Şunları bir araya toplayayım. "bir güzel muhabbet ederiz" diye düşündüm. Mutfak işinden de anlarım, donattım sofrayı, epey uğraştım. Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim. Oldukça da para gitti. Birinin yediğini öteki yemez. Ötekinin içtiğini beriki içmez... Üç kişilik sofra kurdum.  Hepsi  David Bowie sever. Müziği de ayarladım. Geldiler.

Bana doğru bir yolculuk yapıcaz dedim. Her boyutuma bakmak için 3 kişi oturduk masaya…

Hepsini kendi içinde kendi kuralları ile yargılamaya karar verdim.  Bakalım ortaya ne çıkacak?


1. ben: Sarhoş ben

Burada her şey mümkün, bakın yanlış anlamayın, ben öyle ayda yılda bir alkol alan biriyim. Tek olayım öyle iki duble içip de değişen biri değilim. İyi sarhoş olurum. Hem de zil zurna…
İşte zaten sorun burada başlar, iki dublede sarhoş olunca,  çizgiyi hemen geçiyor insan.  Düşünceler havada uçuşur. Sen arkana yatarsın onlara yetişmeye çalışırsın. Beyni kaydeden bir makine yapamamaları ne ayıptır. Bak iste çoğu şey uçtu gitti. Ben en radikal kararlarımı burada alırım. Burada karar alırken, ayıldığımda onların geçerli olamayacağı gerçekliği ile alkollü kafayla da yüzleşirim. Derim ki kendime;  Yarın bunları anlamsız bulacaksın ve kesinlikle onaylamayacaksın. Nedendir bilemem sarhoş kısmımın bu tespiti hep doğru çıkar. Bakın yine tekrarlıyorum. Ben öyle ayda yılda bir içen birinin sesiyim.

Neyse içten olmak lazım, ben burada mutluyum, Gururluyum, en önemlisi cesaretim yerinde. Cesaret derken 15 kişiye saldırmak olarak algılamayın. Şu an size aslında ne kadar da boş yasadığınızı söyleyebilirim. Ya da yaşam denen şeyin gereksizliği üzerine çok ağır laflar edebilirim. Ben alkollüyken, normalden farklı düşünmemin farkında olup bunun sebebinin beyindeki kimyasal reaksiyonlar olduğunu bilirim ve alkol almadığım zamanlar bile kimyasal reaksiyonların var olduğunu bilirim. Alkollüyken bilmenin değiştirmeye tek neden olamayacağını da bilirim. Ve ben Alkollüyken çoğunuzdan daha iyi düşünebildiğimi de bilirim. Yanlış anlamayın bildiğimi değil düşünebileceğimi bilirim.

Ben Alkollüyken dünya farklı döner ve ben binlerce galaksi içeren evrende önemsiz noktaya bile denk gelmez önemsiz bir şeyim, bunu çok iyi bilirim ve sarılırım. Dünya yuvarlaktır. Renkler, diller, dinler önemsizdir. Kimseden buyruk almam! Seçmediğim bir yasayışın bedelini ödemem! Dünyada her toprağa ayak basmanın özgürlüğünü savunurum. Ama dünyayı alkolikler yönetmiyor bunu iyi bilirim. Belki de ayık yanımı bu yüzden ayakta tutarım. Giderayak diyorum ki hiç birinizden özür dilemiyorum. Çünkü hiç birinizi acıtmadım. Hiç birinizi acıtacak şeyler bile düşünmedim. Ama söyleyeceklerim henüz bitmedi.

2.  ben: Ayık ben

Genelde bir pişmanlık var içimde. Nedendir bilmem böyle herkesi suçlayasım var. Tabi hemen suçlayın beni, sabah baş ağrısı ile kalkıp alkollü ben’in yaptıklarını temizlemeye çalışan ben’i suçlayın. Benim sırtımdakileri bilemezsiniz. Herkese ışıldaklı görünmek, iyiyi yansıtmak ne zordur bilemezsiniz.  Ama Özgüvenim yüksektir. Sadece Sonunda ölecek olduğumuz bu dünyada hastalıklardan korkarım. Geleceğimden korkarım. Aslında benim en usta olduğum şey kurmaktır... Korkumu besleyenin kararsızlığım ve kafamda kurduklarım olduğunu iyi bilirim. Korkularım da tembelliğimi besler. İyi bir insan profili çizmeye çalışırım. Aslında ben alkollü iken de tembelimdir ama cevap hakkı doğmaması için bu konuyu kapatalım.  Çizgiler nettir benim dünyamda, olması gerekenler bellidir. Herkesin gittiği yoldan gitmemek…  İyi diye nitelediğim şeylerin peşinden giderim. Aslında zor olan, benim bulunduğum konumdur. Her şey kaba hatları ile bellidir. Burnunun dikine git… Yaratıcı olmaya gerek kalmaz. Zorluğu ise ince bir çizginin üzerinde kalabilmeye çalışmaktır. Bu nedenle başıma çok iş aldım. Huyum kurusun… Alkollü yanım benden hiç haz etmez ama ben onu içten içe severim. Bazen de sığınırım ona.

Ben her sene temiz defterler alıp. Bu sene farklı olacak derim. Öyle bir azim vardır ki içimde, kendim bile inanmam ama denerim. Bu sefer olacak derim. Sonuç olarak ben olması gerekenim doğru olan benim. Sizler de ayni çizgi üzerinde kalmıyor musunuz? Ne diye atarlanıyorsunuz bana?

3. bunların arasında kalan ben.

Birisinin aşırı kibirliliği, öbürünün aşırı evhamlığı beni deli eder. Benim asil görevim bu ikisini harmanlamaktır. Her ikisine de eşit mesafede durmaya çalışırım. Bu bünyeye en yararlı ben’in ben olduğumu düşünürüm. Yani her şey den biraz iyisini almak!  Ama benim zaman sorunum var. Ben öyle gün içinde çok çıkmam. Ortaya çıkmam için alkol ya da ayık olmak ise yaramaz. Ne türlü koşulların bileşkesinde ortaya çıkarım pek çözebilmiş değilim ama sabun köpüğü gibiyim bir varım bir yokum.  Uzlaşmacı yanım beni bazen çok sıkar. Bardak falan kırmak isterim ama misyonuma yakışmayacağı için elim gitmez. Benim görevim bu yukarıdaki iki salağı orta noktada buluşturmaktır. Henüz anlaşabildiklerine tanık olmadım ama görevime görev aşkıyla devam edeceğim.  Oysa söyle sınırı aşmadan dağıtmak benim de hakkim değil mi?

4. Benden bahsetmedik.
Yemeğe davetsiz geldim. Üçünün de birlikte muhabbeti beni sarmaz. David Bowie çalıyordu geldim işte. Bu 3 adamı da çok severim ama üçü de bir arada olunca çekilmiyorlar. Kavga falan çıkarsa ayırırım dedim.  Birinin dediğine öteki karşı çıkar, diğerinin düşüncesine başkası laf sokar… bir türlü anlaşamıyorlar. Her seferinde hır çıkıyor. Hayır anlamadığım neden hiç tanımadığım herifler eve alıyorum anlamıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder