Bugün hiç utanmadım ve masaya kendimi oturtmaya karar verdim.
Şunları bir araya toplayayım. "bir güzel muhabbet
ederiz" diye düşündüm. Mutfak işinden de anlarım, donattım sofrayı, epey
uğraştım. Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi
bilirim. Oldukça da para gitti. Birinin yediğini öteki yemez. Ötekinin içtiğini
beriki içmez... Üç kişilik sofra kurdum. Hepsi David Bowie sever.
Müziği de ayarladım. Geldiler.
Bana doğru bir yolculuk yapıcaz dedim. Her boyutuma bakmak için 3
kişi oturduk masaya…
Hepsini kendi içinde kendi kuralları ile yargılamaya karar verdim.
Bakalım ortaya ne çıkacak?
1. ben: Sarhoş ben
Burada her şey mümkün, bakın yanlış anlamayın, ben öyle ayda yılda
bir alkol alan biriyim. Tek olayım öyle iki duble içip de değişen biri değilim.
İyi sarhoş olurum. Hem de zil zurna…
İşte zaten sorun burada başlar, iki dublede sarhoş olunca,
çizgiyi hemen geçiyor insan. Düşünceler havada uçuşur. Sen arkana
yatarsın onlara yetişmeye çalışırsın. Beyni kaydeden bir makine yapamamaları ne
ayıptır. Bak iste çoğu şey uçtu gitti. Ben en radikal kararlarımı burada
alırım. Burada karar alırken, ayıldığımda onların geçerli olamayacağı
gerçekliği ile alkollü kafayla da yüzleşirim. Derim ki kendime; Yarın
bunları anlamsız bulacaksın ve kesinlikle onaylamayacaksın. Nedendir bilemem
sarhoş kısmımın bu tespiti hep doğru çıkar. Bakın yine tekrarlıyorum. Ben öyle
ayda yılda bir içen birinin sesiyim.
Neyse içten olmak lazım, ben burada mutluyum, Gururluyum, en
önemlisi cesaretim yerinde. Cesaret derken 15 kişiye saldırmak olarak
algılamayın. Şu an size aslında ne kadar da boş yasadığınızı söyleyebilirim. Ya
da yaşam denen şeyin gereksizliği üzerine çok ağır laflar edebilirim. Ben
alkollüyken, normalden farklı düşünmemin farkında olup bunun sebebinin
beyindeki kimyasal reaksiyonlar olduğunu bilirim ve alkol almadığım zamanlar
bile kimyasal reaksiyonların var olduğunu bilirim. Alkollüyken bilmenin
değiştirmeye tek neden olamayacağını da bilirim. Ve ben Alkollüyken çoğunuzdan
daha iyi düşünebildiğimi de bilirim. Yanlış anlamayın bildiğimi değil
düşünebileceğimi bilirim.
Ben Alkollüyken dünya farklı döner ve ben binlerce galaksi içeren
evrende önemsiz noktaya bile denk gelmez önemsiz bir şeyim, bunu çok iyi
bilirim ve sarılırım. Dünya yuvarlaktır. Renkler, diller, dinler önemsizdir.
Kimseden buyruk almam! Seçmediğim bir yasayışın bedelini ödemem! Dünyada her
toprağa ayak basmanın özgürlüğünü savunurum. Ama dünyayı alkolikler yönetmiyor
bunu iyi bilirim. Belki de ayık yanımı bu yüzden ayakta tutarım. Giderayak
diyorum ki hiç birinizden özür dilemiyorum. Çünkü hiç birinizi acıtmadım. Hiç
birinizi acıtacak şeyler bile düşünmedim. Ama söyleyeceklerim henüz bitmedi.
2. ben: Ayık ben
Genelde bir pişmanlık var içimde. Nedendir bilmem böyle herkesi
suçlayasım var. Tabi hemen suçlayın beni, sabah baş ağrısı ile kalkıp alkollü
ben’in yaptıklarını temizlemeye çalışan ben’i suçlayın. Benim sırtımdakileri
bilemezsiniz. Herkese ışıldaklı görünmek, iyiyi yansıtmak ne zordur
bilemezsiniz. Ama Özgüvenim yüksektir. Sadece Sonunda ölecek olduğumuz bu
dünyada hastalıklardan korkarım. Geleceğimden korkarım. Aslında benim en usta
olduğum şey kurmaktır... Korkumu besleyenin kararsızlığım ve kafamda
kurduklarım olduğunu iyi bilirim. Korkularım da tembelliğimi besler. İyi bir
insan profili çizmeye çalışırım. Aslında ben alkollü iken de tembelimdir ama
cevap hakkı doğmaması için bu konuyu kapatalım. Çizgiler nettir benim
dünyamda, olması gerekenler bellidir. Herkesin gittiği yoldan gitmemek…
İyi diye nitelediğim şeylerin peşinden giderim. Aslında zor olan, benim
bulunduğum konumdur. Her şey kaba hatları ile bellidir. Burnunun dikine git…
Yaratıcı olmaya gerek kalmaz. Zorluğu ise ince bir çizginin üzerinde
kalabilmeye çalışmaktır. Bu nedenle başıma çok iş aldım. Huyum kurusun… Alkollü
yanım benden hiç haz etmez ama ben onu içten içe severim. Bazen de sığınırım
ona.
Ben her sene temiz defterler alıp. Bu sene farklı olacak derim.
Öyle bir azim vardır ki içimde, kendim bile inanmam ama denerim. Bu sefer
olacak derim. Sonuç olarak ben olması gerekenim doğru olan benim. Sizler de
ayni çizgi üzerinde kalmıyor musunuz? Ne diye atarlanıyorsunuz bana?
3. bunların arasında kalan ben.
Birisinin aşırı kibirliliği, öbürünün aşırı evhamlığı beni deli
eder. Benim asil görevim bu ikisini harmanlamaktır. Her ikisine de eşit
mesafede durmaya çalışırım. Bu bünyeye en yararlı ben’in ben olduğumu
düşünürüm. Yani her şey den biraz iyisini almak! Ama benim zaman sorunum
var. Ben öyle gün içinde çok çıkmam. Ortaya çıkmam için alkol ya da ayık olmak
ise yaramaz. Ne türlü koşulların bileşkesinde ortaya çıkarım pek çözebilmiş
değilim ama sabun köpüğü gibiyim bir varım bir yokum. Uzlaşmacı yanım
beni bazen çok sıkar. Bardak falan kırmak isterim ama misyonuma yakışmayacağı
için elim gitmez. Benim görevim bu yukarıdaki iki salağı orta noktada
buluşturmaktır. Henüz anlaşabildiklerine tanık olmadım ama görevime görev
aşkıyla devam edeceğim. Oysa söyle sınırı aşmadan dağıtmak benim de
hakkim değil mi?
4. Benden bahsetmedik.
Yemeğe davetsiz geldim. Üçünün de birlikte muhabbeti beni sarmaz.
David Bowie çalıyordu geldim işte. Bu 3 adamı da çok severim ama üçü de bir
arada olunca çekilmiyorlar. Kavga falan çıkarsa ayırırım dedim. Birinin
dediğine öteki karşı çıkar, diğerinin düşüncesine başkası laf sokar… bir türlü
anlaşamıyorlar. Her seferinde hır çıkıyor. Hayır anlamadığım neden hiç
tanımadığım herifler eve alıyorum anlamıyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder